12 Mayıs 2017 Cuma

Sözlerimden Bir Demet





Kul İlk emrin oku

Sen aç olana bak bırak sen toku


Sen var olana var durma

Yanlış insana doğruyu sorma


Yolda yürümeyeceksen durma yolda

Biraz merhamette olmalı her kulda


Gülmüyorsan hayat için kendini yorma

Güzellik arıyorsan gülüşünde saklı boşuna arama



Mehmet Aluç /Kul Mehmet



6 Mayıs 2017 Cumartesi

Kamboçya da Ana Muhalefetle Yapılan Röportajım

 Ben Bilmem Bana Bildirenlerin Bildirdiğini Yaparım Genel Başkanı İle Yapılan Röportajımız



Ben Bilmem Bana Bildirenlerin Bildirdiğini Yaparım Parti Genel Başkanı İle Yapılan Röportajımız


Kamboçya da Ya da Uzayda bir ülkedeyiz. Sorularımızı soruyoruz defalarca iktidar olamamış, iktidarsızlıkla yaşayan Viyagra’nın varlığından haberi olmayan bir yer ülkede…
-Efendim hala iktidar olamadınız, bu iktidarsızlığınızı neye borçlusunuz?
-Öncelikle hoş geldiniz güzel bir soru, cevabı da bu kadar güzel olmazsa da açıklayayım. İktidar veya iktidarlık meselemiz değil zaten, beni bu koltuğa itenlerin yerleştirenlerin böyle bir amacın, benim için bir önemi olmadığını beyan etmişlerdi. Şimdi bana beyan edilmeyeni, ben nasıl beyan edeyim.
-Yani insan doğarken anne ve babasını seçemez ise, sevdiği parti başkanını da seçemez mi diyorsunuz?
-Aslında haklı olabilirsiniz, partime gönül verenlerde haklı olabilir lakin beni bu koltuğa sımsıkı yapış , kalkma gerisini biz hal ederiz dedikleri için, benim açımdan seçilip seçilmemenin bir değeri yok dediler, güçleri yetiyorsa indirsinler beni, bakalım kim iniyor kim inmiyor.
-Ama o zaman diktatörlük olmuyor mu?
-Yok, canım, zorla mı oturuyorum ben? Öyle görünse de gücü yeten yetene taktiği geçerli değil mi? Bana bu yönde görüş bildirmişlerdi.
-Lakin seçilmiş olanların hem seçtiğine hem de seçmenlere hakaret ediyorsunuz?
-Bu benim meselem değil, benim meselem bu koltuğu işgal pardon korumak, beni buraya layık görenler itenlerle bir sorunları varsa çözsünler. Hem bu partimiz ana muhalefet olmak için kurulmadıysa da yakışıyor, itici olmak yıkıcı olmak bazen adrenalin sağlıyor.
-Efendim problem mi çözüyoruz, insanların geleceği ile oynamanız sizin için suç teşkil etmiyor mu? Kamboçya veya uzay halkı bu partiye gönül verenlerin amaçları düşleri de mi önemli değil?
-Bana beyan edilenleri, edenlere ben bağlılığımı sunuyorum, tabi ki bu partiye gönül verenlerin fikri sadece seçimden seçime değerlidir, ondan sonrasında önemli değildir, bir anlam ve manada taşımıyor dediler bana...
-Ama siz neler söylüyorsunuz?
-Ben söylemiyorum, beni buraya dikenlerin beyanları çerçevesinde konuşuyorum, hala neden anlamıyorsunuz. Babanız size oğlum sen şu koltukta otur, sakın kalkma derse siz ne yaparsınız kalkmazsınız, işgal pardon sahiplenirsiniz yani, bunu neden anlamamakta ısrar ediyorsunuz?
- Yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı bize üç kelime ile tanımlayın desem?
-Geldim oturdun gitmem.
-Sizin ve partili üyeleriniz için idealiniz nedir?
-Partilileri bilmem ama benim idealim belli, açıklamama gerek var mı?
-Yok, çok güzel açıkladınız peki, Şu anda yapamadığın ve en çok yapmak istediğin şey nedir?
-Yapılması istenileni zaten yapıyorum, istenilen başka bir şey beyan edilirse bana, bu koltukta kalma pardon korumanın yanında onları da yapabilirim No problem No sıkıntı…
-Gündelik hayatında spor ile uğraşıyor musun?
-Koltuğumu korumak adına sabahtan akşama kadar etrafında kimseler kapmasın diye koşturuyorum, tabi siz buna spor demiyorsanız beni bağlamaz, bence bu uzun bir maraton koşusudur ideallerimize ulaşmak adına pardon seçmenlerimizin amaçları uğruna.
-Beraber yola çıktığınız arkadaşlarının sizin için genel düşüncesi ne yöndedir nedir acaba bunca gayretsizliğinize rağmen?
-Bu beni bağlamaz, kendi düşende ağlamaz, güçleri yetiyorsa indirsinler, ben gelirken nasıl geldiğimi biliyorlardı, kabul ettiler, etmeselerdi yani akıl fikir izan var.
-Yani biliyorsunuz sizi getirenler ülkeye darbe yapma girişiminde bulundu?
-Ne zaman nere de Kenan Evren mi yaptı?
-Efendim her halde dalga geçiyorsunuz?
-Evet, dalga geçiyorum, bir zamanlar fötr şapkalı ne demişti, darbe varsa vardır yoksa yoktur, darbe vardı da biz mi sakladık, vardı da biz mi gelmesin dedik.
-Boş zamanlarınızda neler yaparsınız? Hobileriniz nelerdir?
-Güldürmeyin bırakın bu klişe soruları, boş zamanım mı var koltuğumu korumaktan başka bundan güzel hobimi olur, siz görünen değil görünmeyene bakın, satır arasındaki kelimeleri seçin ve ana fikri çıkarın.
-Evet, Sayın Kamboçya ve Uzay da yaşayan seyircilerimiz dinleyicilerimiz okuyucularımız “Ben bilmem bana bildirenlerin bildirdiğini yaparım parti genel başkanı” ile yapılan röportajımız burada sona eriyor, hoşça kalın sağlıcakla kalın, ama gözü açık aklı fikri hür kalın.

Mehmet Aluç

19 Nisan 2017 Çarşamba

Hacivat İle Karagöz- Devam Ediyor.

hacivat ile ilgili görsel sonucu


Karagöz yine Hacivat’ın kapısını alacaklı gibi hızlı hızlı çalar. Yine Hacivat’ı telaşlı telaşlı pencereye çıkartır. Hacivat kızgın bir sesle.
-Ne var Karagözüm? Yine alacaklı gibi kapıyı çaldın, beni telaşlandırdın.
-Gel Hacivat’ım aşağıya gel, dün gece seni rüyamda gördüm…
-Bana kışlık kazak mı ördün?
-Yok, Hacivat’ım, kazak örmedim, rüyamda gördüm, kan ter korku içinde kalmışım, birden uyandım.
-Kan mı verdin? Kan verenler terlemez ki karagözüm, bunda bir yanlışın var. Kan verenler uyumaz ki sen neden uyudun korkuyla uyandın karagözüm?
-Ah Hacivat’ım ah, hele bir inde aşağıya gel anlatayım sana.
-Başımı mı bağlayayım karagözüm, benim başım ağrımıyor ki!
Hacivat bir solukta aşağıya indi.
-Geldim Karagözüm, al başın ağrıyor diye, sana hanımın yazmasını getirdim, al başına sar birazdan geçer.
-Hacivat’ım yine yanlış anladın beni.
-Kim kimi dolandırmış?
-Hacivat’ım dün gece seni rüyamda gördüm, hüzünlüydün çok dertliydin. Sokaklarda ağlayarak geziyordun. Ben sana yaklaştım sen kaçtın, sana neden ağladığını soramadım. Korku telaş içinde kan ter içinde uyandım, sabahı zor ettim, geldim bir derdin var mı diye sormaya geldim. Rüyamda soramadım içime dert oldu Hacivat’ım.

Karagözümüzde Hacivat’ımız gibi yufka yürekliydi. Hacivat’ın gözleri nemlendi, sözleri boğazında düğümlendi, bilirdi ki bir derdi olunca Karagözü hisseder gelir halini hatırını sorardı, kendisi de hisseder Karagözü sıkıntıda ise koşarak gider halini sorardı. Gerçi ikisi de her gün hem komşuların hem de birbirlerinin halini hatırını her gün sorarlardı. Hacivat’ımız gözlerinde iki damla yaşla, Karagöze sarıldı.
-Ah Karagözüm sorma.
-Hacivat’ım neyi dersin sarma?
-Halimi hiç sorma.
-Aman Hacivat’ım bende senin gibi oldum işte, yanlış anladım seni.
-Ben mi yanlış anlıyorum? Benden başkası seni benim gibi biliyor mu anlıyor mu acaba?
Karagöz sözler uzamasın diye kestirmeden girdi.
-Haklısın Hacivat’ım haklısın, söyle bana ne derdin var, çare olayım derdine.
-O eski halimden artık eser kalmadı yaşlanıyorum, çok yorgunum.
Karagöz telaşlandı.
-Hacivat’ım hemen bir doktora gidelim, güzelce bir muayene ol.
-Gittim Hacivat’ım gittim, dedim doktor bey bu yaşıma kadar neler gördüm neler, ama dedim bir tek çektiğim Karagözümün sabahın köründe kapımı alacaklı gibi çalmasından, beni yatağımdan fırlatarak uyandırmasından başka hiçbir derdim yok. Sabahın köründe muhabbet sana yasak dedi.
-Kimmiş seni sabahın körün… Muhabbet derken zararlı mıymış?
Karagöz birden anlamadıysa sözleri şimdi anladı. Şaşırdı, başını öne eğdi. Sonrasında
-Şimdi senin bundan başka bir derdin yok mu yani?
-Yok, Karagözüm yok.
Karagöz sevinçle Hacivat’a sarıldı.
-Yaşasın! Aman boş ver bir tek derdin bu olsun, ben seni yalnız bırakır mıyım, bundan sonra daha geç gelirim olur biter, çok şükür rahatladım Hacivat’ım.
-Yok, Karagözüm sakın geç gelme!
-Ama Hacivat’ım her zaman erken geldiğim için kızardın sen?
-Ne kızması, seni az kızdırmak için latife olsun diye söylerdim, sen her gün bu saatte gelmezsen ben Kuşluk namazını nasıl kılarım Karagözüm. Bizim kerata bilirsin küçük sabaha kadar yatırmıyor ne hanımı nede beni, ben diğer odaya geçerek biraz ancak uyuyabiliyorum.  Her gün beni sabah namazına gelip yine sen kaldırıyorsun, namazdan sonra sen evine giderken, ben evde tekrar uyuyorum ve sen gelince ancak uyanıyorum Karagözüm, aman sakın geç gelme sen bildiğin saatte gel…
-Benim başım mı kel?
-Karagözüm o sözler benim sözlerim, sana yakışmıyor, sözlerimi latifemi kapma.
-Haklısın Hacivat’ım, bana yakılmıyor, bir beden büyük duruyor.
-Hani nerede kim kimi vuruyor? Hacivat ayırmak için neden koşmuyor burada duruyor?
Beraber kahkahalar içinde gülümseyerek birbirlerine sarılırlar. Hacivat
-Karagözüm kapanışı bu sefer ben yapacağım sen kenara az çekil, kapattık perdeyi eylemedik viran, Kul Mehmet’in kusuru varsa af ola, devamı derseniz hele bir yarın ola.
Mehmet Aluç/Kul Mehmet



Varlıksızlık İle Gelen Darlık


darlık çekmek ile ilgili görsel sonucu

Beraber el eleyken aşkımız için göstermedin bir varlık
Şimdi ayrıldık sen istedin bak çekiyoruz ayrı ayrı darlık

Gurbet ilde yalnız kaldım sensizim bulamadım bir hürlük
Bir lokma ekmeğe tahammül edemedin çektirdin bana güçlük

Senden istediğim bir tebessümle gönülden bir birlikti
Arzularınla beni boğdun resmen bu düpedüz fikirsizlikti

Gönlümü önüne serdim al dedim sana bahçelerden bir gülistanlık
Her hiçbir şeyi beğenmedim aşkımla beraber dedin bu ne zayıflık

Sana dedim az sabırla yanımda ol her şeyin başı sağlıktır
Sen bana dedin bu söylediğini resmen zavallılıktır

Ben dedim aşkımızın hatırasına az saygı göster biraz gülümse
Sen dedin benim yolum çıkmaz aşka gelme benimle yolum dikse

Ben aşkımı hiçbir şeyle etmem mukayese
Senin maksadın dünya malıymış arzularına kavuşmakmış meğerse

Yalvardım yakardım ne olur az anlayışlı ol diye sana ver bana bir buse
Sen dedin yürü bakalım kes tıraşı arkada iyi görünsün ense

Bak dedim sinemde açtın binlerce yara
Bari sen vurdun sen açtın bu yarayı gel sar eller mi sara

Beni dermansız dertler içine dünya değil sen koydun
Birde yetmezmiş gibi bürütüs gibi sırtımdan hançerledin vurdun


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

18 Nisan 2017 Salı

Hiç Dürüst Değildi





Düz yolda yürüyemedi düştü yüz üstü
Kendi kazdığı kuyuya düştü insanlara küstü
Niyeti fikri ile hiç dürüst değildi
Kendi kazdığı kuyuya kendisi düştü
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Gözü gönlü meyhanede bardaydı
Niyeti sadece kendi içindi istediği bol kazançtı
Gözü kulağı elinde salladığı zardaydı
Salladı olmadı zar tuttu olmadı yan geldi      
Elinde matkap vardı yanlışlıkla dizini deldi
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Elden ne gelir fikirsizle dünyaya yaşamaya geldik
Yaptığınla yolun eğri dedik birde fırçayı yedik
Yolda giderken çukur eşti içine düştü gördük
Gün oldu zaman geldi çok şükür gerçeği gördük
Şaşırdılar bir anda olamaz dediler gömüldük
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Kul Mehmet’im derim sana ey densiz
Ne yaptığı ile kendini bilmeyen ey edepsiz
Peşine düştüklerin seni kandırır ayık derim nefessiz
Bak işte batı denilen peşinde koştuklarının hepsi şerefsiz
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Tilki Diye Aramıza Soktunuz Koyunu





Bilmedik sandınız yaptığınız oyunu
Tilki diye aramıza soktunuz koyunu
Yutmayız biz böyle her oyunu
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Aylar geldi geçti işte gün geldi
Elinizdeki matkap bakın sizleri deldi
Zaten gürlediğiniz esen bir yeldi
Sizi içine kattı çekti sizinle gitti
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Gündüzle yoktu işiniz hep karanlık gece gibiydi işiniz
Yalan dolanla dolaştınız elinizdeki nesneyle geldiniz
Sığmadı karanlık yanımızda hiçbir yere bittiniz
Hak ile hakikat tecelli etti hayret ettiniz
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Biz yemeyiz çamura düşmüş kokmuş hıyarı
Biz yıkmayız düz duran hiçbir duvarı
Biz bozmayız düzgün olan hiçbir ayarı
Saygı duyarız insana değil bu dünya insan satış pazarı
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Yanlış yolu düzgün sandınız geri döndünüz
Yanlışı görseniz de anlamazsınız neden ürktünüz
Yağmur sizin duanızla yağmaz boşa yola çıktınız
Tecelli edecek haktı hakikatti neden kör gözle baktınız
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Her nimet yenilmez diş ile
Her elektrik çalışmaz her fiş ile
Zaten layık değilsiniz siz gülüşe
Siz layık değilsiniz amma biz layığız gülmeye
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Niyetiniz bir anda hava oldu söndü
Niyetiniz zaten yıkmaktı yolda döndü
Bindiğiniz arabayı neden yabancılar sürdü
Yok muydu ehliyetiniz arabanız devrildi hastahane göründü
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Kul Mehmet’im ne söylersen söyle bazısı anlamaz
Tavaya nimeti koysan nimet değil diye sofraya koymaz
Aklı ithal fikri ithal satılıktır baş üstünde durmaz
Elin adamı vurdukça hoşuna gider utanmaz arlanmaz
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Yayınlarım

Sözlerimden Bir Demet

Kul İlk emrin oku Sen aç olana bak bırak sen toku Sen var olana var durma Yanlış insana doğruyu sorma Yolda yür...