19 Nisan 2017 Çarşamba

Hacivat İle Karagöz- Devam Ediyor.

hacivat ile ilgili görsel sonucu


Karagöz yine Hacivat’ın kapısını alacaklı gibi hızlı hızlı çalar. Yine Hacivat’ı telaşlı telaşlı pencereye çıkartır. Hacivat kızgın bir sesle.
-Ne var Karagözüm? Yine alacaklı gibi kapıyı çaldın, beni telaşlandırdın.
-Gel Hacivat’ım aşağıya gel, dün gece seni rüyamda gördüm…
-Bana kışlık kazak mı ördün?
-Yok, Hacivat’ım, kazak örmedim, rüyamda gördüm, kan ter korku içinde kalmışım, birden uyandım.
-Kan mı verdin? Kan verenler terlemez ki karagözüm, bunda bir yanlışın var. Kan verenler uyumaz ki sen neden uyudun korkuyla uyandın karagözüm?
-Ah Hacivat’ım ah, hele bir inde aşağıya gel anlatayım sana.
-Başımı mı bağlayayım karagözüm, benim başım ağrımıyor ki!
Hacivat bir solukta aşağıya indi.
-Geldim Karagözüm, al başın ağrıyor diye, sana hanımın yazmasını getirdim, al başına sar birazdan geçer.
-Hacivat’ım yine yanlış anladın beni.
-Kim kimi dolandırmış?
-Hacivat’ım dün gece seni rüyamda gördüm, hüzünlüydün çok dertliydin. Sokaklarda ağlayarak geziyordun. Ben sana yaklaştım sen kaçtın, sana neden ağladığını soramadım. Korku telaş içinde kan ter içinde uyandım, sabahı zor ettim, geldim bir derdin var mı diye sormaya geldim. Rüyamda soramadım içime dert oldu Hacivat’ım.

Karagözümüzde Hacivat’ımız gibi yufka yürekliydi. Hacivat’ın gözleri nemlendi, sözleri boğazında düğümlendi, bilirdi ki bir derdi olunca Karagözü hisseder gelir halini hatırını sorardı, kendisi de hisseder Karagözü sıkıntıda ise koşarak gider halini sorardı. Gerçi ikisi de her gün hem komşuların hem de birbirlerinin halini hatırını her gün sorarlardı. Hacivat’ımız gözlerinde iki damla yaşla, Karagöze sarıldı.
-Ah Karagözüm sorma.
-Hacivat’ım neyi dersin sarma?
-Halimi hiç sorma.
-Aman Hacivat’ım bende senin gibi oldum işte, yanlış anladım seni.
-Ben mi yanlış anlıyorum? Benden başkası seni benim gibi biliyor mu anlıyor mu acaba?
Karagöz sözler uzamasın diye kestirmeden girdi.
-Haklısın Hacivat’ım haklısın, söyle bana ne derdin var, çare olayım derdine.
-O eski halimden artık eser kalmadı yaşlanıyorum, çok yorgunum.
Karagöz telaşlandı.
-Hacivat’ım hemen bir doktora gidelim, güzelce bir muayene ol.
-Gittim Hacivat’ım gittim, dedim doktor bey bu yaşıma kadar neler gördüm neler, ama dedim bir tek çektiğim Karagözümün sabahın köründe kapımı alacaklı gibi çalmasından, beni yatağımdan fırlatarak uyandırmasından başka hiçbir derdim yok. Sabahın köründe muhabbet sana yasak dedi.
-Kimmiş seni sabahın körün… Muhabbet derken zararlı mıymış?
Karagöz birden anlamadıysa sözleri şimdi anladı. Şaşırdı, başını öne eğdi. Sonrasında
-Şimdi senin bundan başka bir derdin yok mu yani?
-Yok, Karagözüm yok.
Karagöz sevinçle Hacivat’a sarıldı.
-Yaşasın! Aman boş ver bir tek derdin bu olsun, ben seni yalnız bırakır mıyım, bundan sonra daha geç gelirim olur biter, çok şükür rahatladım Hacivat’ım.
-Yok, Karagözüm sakın geç gelme!
-Ama Hacivat’ım her zaman erken geldiğim için kızardın sen?
-Ne kızması, seni az kızdırmak için latife olsun diye söylerdim, sen her gün bu saatte gelmezsen ben Kuşluk namazını nasıl kılarım Karagözüm. Bizim kerata bilirsin küçük sabaha kadar yatırmıyor ne hanımı nede beni, ben diğer odaya geçerek biraz ancak uyuyabiliyorum.  Her gün beni sabah namazına gelip yine sen kaldırıyorsun, namazdan sonra sen evine giderken, ben evde tekrar uyuyorum ve sen gelince ancak uyanıyorum Karagözüm, aman sakın geç gelme sen bildiğin saatte gel…
-Benim başım mı kel?
-Karagözüm o sözler benim sözlerim, sana yakışmıyor, sözlerimi latifemi kapma.
-Haklısın Hacivat’ım, bana yakılmıyor, bir beden büyük duruyor.
-Hani nerede kim kimi vuruyor? Hacivat ayırmak için neden koşmuyor burada duruyor?
Beraber kahkahalar içinde gülümseyerek birbirlerine sarılırlar. Hacivat
-Karagözüm kapanışı bu sefer ben yapacağım sen kenara az çekil, kapattık perdeyi eylemedik viran, Kul Mehmet’in kusuru varsa af ola, devamı derseniz hele bir yarın ola.
Mehmet Aluç/Kul Mehmet



Varlıksızlık İle Gelen Darlık


darlık çekmek ile ilgili görsel sonucu

Beraber el eleyken aşkımız için göstermedin bir varlık
Şimdi ayrıldık sen istedin bak çekiyoruz ayrı ayrı darlık

Gurbet ilde yalnız kaldım sensizim bulamadım bir hürlük
Bir lokma ekmeğe tahammül edemedin çektirdin bana güçlük

Senden istediğim bir tebessümle gönülden bir birlikti
Arzularınla beni boğdun resmen bu düpedüz fikirsizlikti

Gönlümü önüne serdim al dedim sana bahçelerden bir gülistanlık
Her hiçbir şeyi beğenmedim aşkımla beraber dedin bu ne zayıflık

Sana dedim az sabırla yanımda ol her şeyin başı sağlıktır
Sen bana dedin bu söylediğini resmen zavallılıktır

Ben dedim aşkımızın hatırasına az saygı göster biraz gülümse
Sen dedin benim yolum çıkmaz aşka gelme benimle yolum dikse

Ben aşkımı hiçbir şeyle etmem mukayese
Senin maksadın dünya malıymış arzularına kavuşmakmış meğerse

Yalvardım yakardım ne olur az anlayışlı ol diye sana ver bana bir buse
Sen dedin yürü bakalım kes tıraşı arkada iyi görünsün ense

Bak dedim sinemde açtın binlerce yara
Bari sen vurdun sen açtın bu yarayı gel sar eller mi sara

Beni dermansız dertler içine dünya değil sen koydun
Birde yetmezmiş gibi bürütüs gibi sırtımdan hançerledin vurdun


Mehmet Aluç /Kul Mehmet

18 Nisan 2017 Salı

Hiç Dürüst Değildi





Düz yolda yürüyemedi düştü yüz üstü
Kendi kazdığı kuyuya düştü insanlara küstü
Niyeti fikri ile hiç dürüst değildi
Kendi kazdığı kuyuya kendisi düştü
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Gözü gönlü meyhanede bardaydı
Niyeti sadece kendi içindi istediği bol kazançtı
Gözü kulağı elinde salladığı zardaydı
Salladı olmadı zar tuttu olmadı yan geldi      
Elinde matkap vardı yanlışlıkla dizini deldi
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Elden ne gelir fikirsizle dünyaya yaşamaya geldik
Yaptığınla yolun eğri dedik birde fırçayı yedik
Yolda giderken çukur eşti içine düştü gördük
Gün oldu zaman geldi çok şükür gerçeği gördük
Şaşırdılar bir anda olamaz dediler gömüldük
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Kul Mehmet’im derim sana ey densiz
Ne yaptığı ile kendini bilmeyen ey edepsiz
Peşine düştüklerin seni kandırır ayık derim nefessiz
Bak işte batı denilen peşinde koştuklarının hepsi şerefsiz
Kuyuyu kaz diyenler arkadan itti kuyuya düştü
Kördü gözü görmedi tuttu insanlara küstü

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Tilki Diye Aramıza Soktunuz Koyunu





Bilmedik sandınız yaptığınız oyunu
Tilki diye aramıza soktunuz koyunu
Yutmayız biz böyle her oyunu
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Aylar geldi geçti işte gün geldi
Elinizdeki matkap bakın sizleri deldi
Zaten gürlediğiniz esen bir yeldi
Sizi içine kattı çekti sizinle gitti
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Gündüzle yoktu işiniz hep karanlık gece gibiydi işiniz
Yalan dolanla dolaştınız elinizdeki nesneyle geldiniz
Sığmadı karanlık yanımızda hiçbir yere bittiniz
Hak ile hakikat tecelli etti hayret ettiniz
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Biz yemeyiz çamura düşmüş kokmuş hıyarı
Biz yıkmayız düz duran hiçbir duvarı
Biz bozmayız düzgün olan hiçbir ayarı
Saygı duyarız insana değil bu dünya insan satış pazarı
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Yanlış yolu düzgün sandınız geri döndünüz
Yanlışı görseniz de anlamazsınız neden ürktünüz
Yağmur sizin duanızla yağmaz boşa yola çıktınız
Tecelli edecek haktı hakikatti neden kör gözle baktınız
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Her nimet yenilmez diş ile
Her elektrik çalışmaz her fiş ile
Zaten layık değilsiniz siz gülüşe
Siz layık değilsiniz amma biz layığız gülmeye
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Niyetiniz bir anda hava oldu söndü
Niyetiniz zaten yıkmaktı yolda döndü
Bindiğiniz arabayı neden yabancılar sürdü
Yok muydu ehliyetiniz arabanız devrildi hastahane göründü
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Kul Mehmet’im ne söylersen söyle bazısı anlamaz
Tavaya nimeti koysan nimet değil diye sofraya koymaz
Aklı ithal fikri ithal satılıktır baş üstünde durmaz
Elin adamı vurdukça hoşuna gider utanmaz arlanmaz
Oyun oynarken ne yazık gördünüz
Kafanıza inen milletin topuzunu

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

4 Nisan 2017 Salı

Her Saat Başı Benzine Her Şeye Zam Gelmiyor


koalisyon hükümetleri ile ilgili görsel sonucu

Gelmiyor gelmiyor
Utanarak gelmiyor
Gülmüyor gülmüyor
Eskisi gibi gelince
Gitmemezlik etmiyor
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

Koalisyon vaktiydi o zamanlar
Günde en az beş defa gelirdi utanmadan
Bankalar faiz ile coşar
Yeni on kasa almaya koşar
Borcu olanı boğar da boğardı
Keyif çatar yan yatardı
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

İki anahtar sözü verdi o zaman ki hükümet
Biri ev biri araba anahtarı kazanacaksınız diye
Eyvah yanlış yapıldı geriye dönülmedi
Vatandaşın elinde ev ile arabasının anahtarı alındı
Üstüne milyonlarca borç takıldı
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

Dolar bir anda yüzde beş yüz arttı
O zalimlerin bir anda ..ü kalktı
İndiren olmadı enflasyon kazığı vatandaşa takıldı
Ağlayan feryat eden intihara kalkan oldu bir anda
Yıkıldı ülke bir anda ekonomi çöktü
IMF geldi düzelmek için değil iyice yıkmak için
Başa geçen o zat o zalimlerin emri ile koltuğa kuruldu
Yıktıkça yıktı yıkılan bir şey kalmayınca kudurdu
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

Bilmem bu asil vatandaştan ne istiyorlar
Kazandıklarını yiyemiyor zalimler neden doymuyorlar
Bir anlık mutluğu neden bize çok görüyorlar
Artık eskisi gibi cirit atamıyorlar
IMF’i yıktık eseri kalmadı ülkede
Ülkemiz kalkınıyor çok şükür bu hükümet ile
Birileri hala yıkmak peşinde zalimle dolaşır el ele güle güle
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

Artık darbeye verilmiyor geçit
Gezi olayları fetüs ile yıkmaya çalıştı binlerce bit
Havlayarak ulaşamadı parçalayamadı onlarca it
Hayır’ınız da hayır yok diyoruz bizler diyoruz evet çek git
El ele gönül gönüle yaşıyoruz çok şükür bizler
Artık eskisi gibi utanmaz değil
Her saat başı benzine her şeye zam gelmiyor

Mehmet Aluç /Kul Mehmet



Yayınlarım

Hacivat İle Karagöz- Devam Ediyor.

Karagöz yine Hacivat’ın kapısını alacaklı gibi hızlı hızlı çalar. Yine Hacivat’ı telaşlı telaşlı pencereye çıkartır. Hacivat kızgın b...